YALNIZLIK

Yazıma başlamadan önce sizlerden, tüm yazı boyunca şu iki soruyu aklınızda tutmanızı istiyorum: “Yalnızlık nedir” ve “Yalnızlık bir insana neler katar?”. O halde yavaş yavaş başlayalım.

Yalnızlığı tanımlayarak başlamalıyım, kendimce tabi. Yalnızlık, çevrenizde ne kadar insan olduğuyla, çevrenizin ne kadar kalabalık olduğuyla alakalı değildir; hiç kimsenizin olmamasıyla da. Yalnızlık ne kadar dolu hissettiğinizle alakalıdır.

İnsan ne kadar yalnız hissederse o kadar çok şey öğrenir bu hayattan. Yani yalnızlıkla tecrübe doğru orantılıdır: ne kadar yalnızsanız o kadar tecrübelisinizdir.  Tabi bu demek değildir ki herkes yalnız olsun, kimse kimsenin yanında durmasın. Bu demektir ki, yalnızlık insana güzel şeyler katar ve bu şeyleri katarken zaman zaman  acıtır, zaman zaman mutlu eder. Yalnızlık insanı güçlendirir. Güçlendirir de nereye veya ne zamana kadar? Yalnız olan insan güçlü müdür? Bu sorulara da cevap arayacağız bu yazıda.

“Yalnız insan güçlü müdür?” sorusuyla başlamak istiyorum. Yalnız insan güçlüdür ama bir o kadar da güçsüzdür. Dünyanın en güzel çelişkili hallerinden biri bence tam olarak da bu durum. Yalnız insan güçlüdür çünkü hayatındaki çoğu şeyi kendi yönetmeyi, kendi kendine yetebilmeyi öğrenmiştir. Yalnız insan güçsüzdür çünkü gerçekten kendi başına çözemeyeceği sorunlarla karşılaştığında kimsesi yoktur. Hoş, bu durum çoğu zaman yalnızlığa alışmış insanın suçudur çünkü çok büyük güven sorunları vardır. Kimseye güvenmediklerinden değil; güvenseler yine aynı şeyleri yaşayacağından, yine mutsuz olacağından yaşadığı her şeyin sorumlusunun kendisi olmayı yeğler yalnız insan.

Yalnız insanın en güçsüz olduğu an ise duvarlarını yıkmaya başladığı, insanlara tekrar güvenip inanmaya başladığı andır. Her şeyini kendi halleden o kişi yavaş yavaş birilerinin yardımına alışmaya başlar. Birisine aşık olmaya, onunla ilgili hayaller kurmaya başlar. İşte bu yalnız insanın çöküşüdür. Çünkü alışmaya başladıkça yok olacaktır. Kendi kendine yeten o insan tüm gücünü kaybedip yetememeye, birilerine ihtiyacı olduğunu düşünmeye başlayacaktır. Ve bu yazıyı okuyan sen, eğer gerçekten yalnız hissediyorsan biliyorsundur ki yalnız insan günün sonunda yine yalnız kalmaya devam edecektir; yine aynı aptallıkları yaptığı, insanlara inandığı için sessiz sedasız ağlayacaktır. Tek başına ağlayacaktır çünkü alıştığı insandan önce kimsesi yoktu onun. Alışkanlıkları onun tüm gücünü elinden alıp tekrar güçlü olmayı öğretecektir.

İç açıcı bir yazı değil, farkındayım. Fakat güzel yanlardan bahsetmeye şimdi başlıyoruz. Yalnızlık insana ne katar demiştim yazının başında? Yalnızlık insana öyle güzel şeyler katar ki… Mesela bir şeyi yaparken başkasına sormasına gerek yoktur, kendisi için en iyi şeyi bilir zaten. Hayattan tek başına zevk almayı öğrenir. Diğer insanlara sandığı kadar ihtiyacı olmadığını, dertlerini tek başına çözebilmeyi, yalnız başına sinemaya gidebilmeyi, tek başına bir restoranda yemek yemeyi öğrenir. En önemlisi de her geçen gün kendine değer katar, birilerinden değer beklemek yerine. Farkındadır çünkü, bir şeyi beklemek dünya üzerinde yaşayabileceğiniz en aciz durumlardan biridir, çünkü yapabileceğiniz hiçbir şeyiniz yoktur.

Yalnız insanın çok sağlam duvarları vardır. Kimine göre bu duvarlar manasız, alakasızdır. Kanayan yarasını bantladığı için bir insana kızamazsınız; bir insan tekrar canı yanmasın diye kendini koruyorsa onu yargılayamazsınız, her ne kadar onu bu yalnızlıktan kurtarmak isteseniz de. Yalnız insanlar kör olabiliyor, görmüyor gözünün önündeki güzellikleri. Hep bir tuzak arıyor o güzelliklerin altında, yine kandırılıyorum diye düşünüyor. Siz onunla çok mutlu olduğunuzu düşünürken yalnız insan, o mutluluktan kaçıyor ve geride başka bir yalnız insan bırakıyor.

Yalnızlık, dengesi olmayan bir gücü içinde barındırır. Güçlü olduğunuzu zannederken kendinizi kör düşüncelerinizin esiri edersiniz. İnsana, insandan başkası iyi gelmez. Duvarları yıkmak her zaman iyidir. Buradan size şunu müjdeleyebilirim, bekliyorsanız tabi, bir sonraki yazımda da insanların ördüğü duvarlar hakkında konuşuruz belki. Keyifli zamanlar geçirin. Unutmayın ki, sizden önemli hiçbir şey yok. Ve biri sizden en sevdiğiniz beş şeyi saymanızı istediğinde, ilk sıraya kendinizi koyun

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: