Alışkanlık

İlk yazım için iddialı bir konu seçtiğimi düşünüyorum.Alışkanlık denilince insanın aklına birden fazla soru gelebilir çünkü farklı konularda farklı alışkanlıklarımız var.Benim bahsedeceğim alışkanlık ise ilişkilerimizde, aşk hayatımızda olan alışkanlıklarımız.Bu konuda karşılaştığım çoğu insan ilişkiye alışkanlıkların çok şey kattığını pozitif bir şey olduğunu düşündüğünü gördüm, fakat benim bakış açım bundan tamamen farklı ben alışkanlık kazandıkça heyecanın öldüğünü ve insanların bir şeyleri otomatik olarak yapmaya başladıklarını düşünüyorum umarım bu düşüncemde yalnız değilimdir.Düşüncemi basit örneklerle destekleyeceğim ve sizleri ikna edeceğim bir yazı olacağına inanıyorum.Önce basit olarak “alışkanlık nedir?” onu ele alalım. Alışkanlık, insanların doğduğu andan itibaren bir şeyleri kendi vücut sisteminde ve düşünce yapısında otomatikleştirme durumudur. Yani, yürümek bile insanın bir alışkanlığıdır ve alışkanlıklar kolay kolay unutulmaz bir şekilde elinizden alınmadığı sürece ek olarak alışkanlığınızı kaybettiğinizde çok üzülürsünüz fakat alışkanlığı yaşarken onun değerini bilmeden veya kaybedersem ne olur düşüncesiyle yaşamazsınız.İlişkide alışkanlık bu yüzden kötüdür benim düşünce sistemimde.Sevgilinizi her gün görmeyi alışkanlık edinmiş biri olduğunuzu düşünelim, bu durum tam olarak şu şekilde işler , sevgilinizi ilk gün gördüğünüzde yaşadığınız mutluluk ile daha sonraki günlerde gördüğünüzde yaşadığınız mutluluk ve heyecan aynı değildir bunun sebebi ise alışmış olmaktır.Alışırken kendi kendinize yavaş yavaş şunu öğretirsiniz “nasılsa yarında göreceğim onu, bugün başka bir şey yapabilirim” bu düşünce ise kimse farketmese dahi yavaş yavaş heyecanın yok olmasına ve ilişkinin zarar görmesine sebep olur.Şimdi sizlerin sorularını duyar gibi olmaya başladım “ee ne yapalım o zaman biz görmeyelim de ölelim mi?” , evet gerekirse ölün heyecanını yitirmiş bir ilişki yaşamaktansa ölün daha iyi çünkü heyecanını yitirmiş ve alışılmış ilişkinizi kaybettiğinizde ölmüşten beter olacaksınız . Seçim size kalmış durumda ya heyecanınızı kaybetmez -ki bu durum tek taraflı bir şey değil- ya da kendinizi alıştıra alıştıra ayrılığın eşiğine sürüklersiniz.Yapılması gereken nedir peki? Yazının tamamında olduğu gibi burayı da basit örneklendiriyorum birbirinizi özlemek, daha önce yapmadığınız şeyleri yapmak veya yapmış olduğunuz şeyleri farklı şekillerde değerlendirip duruma yeni heyecan katmak yapılabilecek en basit çözümler. Her gün sinemaya gide gide vizyonda film bırakmayan insanlar tanıyorum bu iyi bir şey film kültürlerinde gelişmeye sebep olabilecek bir şey fakat konumuz bu değil bu insanlar o kadar çok alışmış ki bu sinemaya gitme durumuna ilk kez beraber izledikleri filmi unutur olmuş, ilk filmi izlemeden önceki heyecanından eser kalmamış olmuş ve insanlar sırf alıştıkları için heyecanlanmadıkları ilişkilere resmen hapsoluyor.Tekrar hatırlatmak istiyorum alışkanlıklar sadece kaybedildiğinde sizi üzer ve siz onu kaybedene kadar kaybedeceğiniz aklınızın ucundan bile geçmez alışkanlık gözü kör eder hiçbir şeye alışmayın çünkü alıştığınız anda çabalamayı bırakırsınız ve çabalamayı bıraktığınızda işe her şey bir bir değerini ve heyecanını yitirmeye başlar.

-Alışkanlıklar mutlu aşkları mutsuz sonlara götürür.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: